Bosna Hersek Savaşı Hakkında Bilgi (1992 - 1996)

2008-03-22 16:48:00

Kanlı bağımsızlık

* Bosna Hersek Cumhuriyetindeki iç savaşta Federal Ordu ve Sırp teröristlerle çarpışan müslüman milisler 74 bin idealistten oluşan düzensiz bir güç. Öğrenciden, işadamına kadar her meslekten insan var. Silah ve cephaneyi kendi paraları ile alıyorlar. Hükümet sadece yemek ve barınma masraflarını karşılıyor. Ceplerinde taşıdıkları ayet ve duaların hayatlarını kurtaracağına inanıyorlar BOSNA SAVAŞI


* Aşırı Milliyetçi Sırplar, 45 yıllık saltanatı ellerinden alındığı için kan dökmeye devam ediyorlar. Federal Ordu'nun Avrupa standartlarındaki tesislerinin yüzde 65'i Bosna Hersek'te. Bir çırpıda geri çekileceğine kimse inanmıyor. Genelkurmay Başkanı Yardımcısı Zivota Paniç, "geri çekilmemiz 7 yıl alır. Makedonyada'ki hataya düşmek istemiyoruz." derken, Bosna-Hersek'te daha çok kan döküleceğinin de işaretini veriyor.
Ali H. YURTSEVER / SARAYBOSNA

BOSNA - HERSEK'te yaşayan Müslüman, Hırvat ve Sırplar bağımsızlığın faturasını kanları ile ödemeye devam ediyorlar.
Yarım asırdır birlikte yaşamış bu üç toplumun insanları bir anda birbirlerine düşman olmuşlar. Mahalleleri ayrılmış, sokaklar savaş alanına dönmüş. Saraybosna'nın ''baş çarşia'' sokaklarındaki barlarda artık Zoran ile Salih şlivoviç (erik rakısı) kadehini ''jiveli'' (şerefe) diyerek kaldıramıyor. Zoran, kafasında siyah bere, elinde kalaşnikof ile Sırp milis, Salih
ise başında yeşil bere, elinde kalaşnikof ile Müslüman milis olmuş. Bu iki arkadaş birbirlerini çekinmeden öldürebilecek noktaya gelmişler. Radovan Karadziç adındaki Sırp Demokratik Partisinin lideri gibi sözüm ona politikacılar sayesinde Zoran ve Salih'lerin sayısı da
küçümsenmiyecek kadar çoğalmış.

Saraybosna'da kaldığım 15 günlük süre içinde birbirleriyle hala dost olan Sırp, Müslüman ve Hırvat'lar da gördüm. Örneğin, Avrupa otelinin personeli. Resepsiyonda çalışanlar, mutfaktakiler ve bardakiler. Milliyet farkı gözetmeksizin bu savaşın ''gereksiz olduğunu, bazı çirkin politikacıların teşvikiyle insanların silaha sarıldığını, bundan sonra da birlikte yaşamak
istediklerini'' anlattılar.

Kan dökmekten başka düşüncesi olmayan Sırp Partisi Lideri Radovan Karadzic ile Nikola Koleviç gibi nasyonalist politikacıların bu insanların ''birlikte yaşamak istemelerine'' bile ambargo koyduklarına da tanık oldum. Avrupa otelinin resepsiyonunda görevli iki Sırp ''Bizi ölümle tehdit ediyorlar.'' diyerek işi bıraktılar. Benzer olayların diğer işyerlerinde ve resmi dairelerde de olduğunu söylediler. Şu andaki koalisyon Hükümetinin ortağı olan Sırp Demokratik Partisinin lideri Radovan Karadzic'in bağımsızlık ilanından sonra parlamentoyu terkedip Bosna oteline yerleşmesi ve buraya ''Bosna Hersek, Sırbistan Cumhuriyeti'' tabelasını asması da bu tehditlerin somut kanıtı.

"MÜSLÜMAN KELLESİ 500 MARK!"

Aşırı Milliyetçi Sırplar Federal Ordu'nun tam desteğine sahip. Federal Ordu Komutanı General Kukanyeç'in ''Biz savaşta taraf değiliz'' açıklamalarına rağmen ordu bütün gücü ile savaşın içinde. Saraybosna Havaalanında ve Gorejda'ya AT.konvoyu ile gittiğimde Federal Ordu
mevzilerinde başlarında siyah bereler ile Çetnik adı verilen Sırp milisler gördüm. Ravne tepesindeki Federal Ordu kışlasında barakanın üzerinde bir Yugoslav Bayrağı birde
Sırbistan bayrağı dalgalanıyordu. Saraybosna şehir merkezini geceleri ateşe tutan roketatar ve Uçaksavar bataryasının başında da Askerler ile Çetnik militanları birlikte oturuyorlardı.

Aşırı Milliyetçi Sırplar daha fazla militan toplamak amaciyle teşvik primi bile uyguluyorlar. Müslüman Milislerin esir aldığı Çetnik militanları ''öldürdükleri her müslüman milis için Sırp Demokratik Partisinden 500 mark aldıklarını'' itiraf etmişler. Bu konudaki haberler Saraybosna televizyonu ile günlük gazetelerde de çıktı. Sırp tarafı bir yalanlama gereği duymadı.

74 BİN YEŞİL BERELİ

Müslüman Milisler bağımsızlık hareketiyle birlikte kurulan bir örgüt. Kendi ifadelerine göre 74 bin kişiden oluşan bu örgüt hükümetten maddi destek görmüyor. Silahları ve cephaneyi örgüt üyeleri kendi paraları ile satın alıyorlar. Askeri eğitimi veren komuta kadrosu ise Hırvatistan'da yetişmiş. Örgütün üyeleri arasında öğrenciden işadamına kadar her meslekten insan var. Kıyafetleri ve silahları da örgüt üyesinin maddi gücünün göstergesi. Parası
olan çelik yelek, modern silah ve teçhizat taşıyor. Öğrenci veya işçi milislerin elinde ise bir piyade tüfeği var.

Federal Ordu desteğine sahip Sırp militanlara karşı hafif silahlarla mücadele eden Müslüman milisler zaman zaman Federal Ordu birliklerine baskın düzenleyip ağır silah ve cephane alıyorlar. Ancak bu silahlar da yeterli olmuyor. Ülkenin büyük bölümü Federal Ordu ve Sırp militanların kontrolü altında. Müslüman milislerin ceplerinde kuran'dan ayetler ve dua taşımaları da dikkati çekiyor. İran, Lübnan veya Afganistan'daki gibi fundementalist kişiler değil. Saçları biryantinli, kulaklarında küpe taşıyanlar da var aralarında. Yine de ceplerinde taşıdıkları duaların, kuran ayetlerinin kendilerini sırp kurşunlarından koruyacağına inanıyorlar.

KANLI BAĞIMSIZLIK

Uluslararası girişimlere rağmen şiddetlenerek devam eden iç savaşın kısa sürede son bulacağına inanmak güç. İç savaşın anahtarı Belgrad'taki Miloseviç yönetiminin elinde. Karadağ ile birleşip ''Federal Yugoslavya'yı'' kuran Miloseviç ve Bosna Hersek'teki yoldaşlarının uzun süre kan dökmeye niyetli oldukları gözleniyor. Cumhuriyet içinde yarım asırdan beri içiçe yaşamış Sırp, Müslüman ve Hırvat toplumlarını bölgelere ayırmak ise coğrafi olarak mümkün değil. Aşırı Milliyetçi Sırp lider Radovan Karadziç ''sınırlar çizilmezse Bosna-Hersek Lübnan'a döner.'' diyor. Sınırların çizilmesi mümkün olmadığına göre Balkanlarda bir Lübnan kuruldu sayılır.


Boşnak'ların umudu Türkiye


* Müslüman oldukları için BM ve AT üyesi ülkelerden samimi destek görmediklerini belirten Bosna-Hersek'teki Boşnaklar "bize yardım edecek tek ülke Türkiye. Sırp katliamını Türkiye durdurmalıdır." diyorlar. Sivil halk Türkiye'nin askeri bir müdahalede bulunabileceğini bile ciddi olarak düşünüyor. BOSNA SAVAŞI


* Boşnakların büyük çoğunluğunun Türkiye'de bir yakını var. Sokakta karşılaştığınız insanlar bu yakınlarına selam gönderip ilk fırsatta Türkiye'ye geleceklerini söylüyorlar. Komşu ülkelere kaçabilenlerin de Türkiye'ye gitmek istemeleri bu yıl çok sayıda Boşnak göçmenin geleceğine işaret ediyor.

Ali H. YURTSEVER / SARAYBOSNA
SIRP'ların yönetimindeki Federal Ordu ve silahlı sırp militanlara karşı bağımsızlık savaşı veren Bosna - Hersek'teki 2 milyon müslüman Boşnak'ın tek umudu Türkiye.
Başkent Saraybosna'da karşılaştığınız her iki Boşnak'tan birinin Türkiye'de bir yakını var. Türk olduğunuzu anlayınca ''Merhaba arkadaş'' diyerek söze başlayan bu insanlar yakınlarına selam gönderiyor ve ''yolunu bulursak çocuklarımızı Türkiye'ye göndereceğiz'' diyorlar.
Macaristan, Sırbistan ve İtalya gibi komşu ülkelere kaçabilen binlerce Boşnak Müslüman da ilk fırsatta Türkiye'ye gidebilmenin yollarını arıyorlar. Boşnak Müslümanların umutlarını Türkiye'ye bağlamış olmaları büyük bir göç dalgasının da habercisi. Her gün şiddetlenerek davam eden iç çatışmaların sona ermesi için bir çözüm yolu bulunamazsa geçmiş yıllardaki ''soydaş göçünün'' bir benzeri kapımızda bekliyor demektir.

TÜRKİYE'YE SELAM

Saraybosna'nın ''Baş Çarşia''adı verilen bölgesindeki halkın büyük bölümü Müslüman. Cami, Medrese, Sebil ve Bursa Bezistanı gibi tipik osmanlı eserlerinin hala ayakta olduğu bu mahalle Türkiye'nin bir köşesi gibi. Sırp milislerin ve Federal Ordu birliklerinin özellikle akşam saatlerinde uçaksavar, havantopu ve roketlerle saldırdığı '' baş çarşia'' silah sesi duyulmayan gündüz saatlerinde insan dolu. Mİmarisi gibi insanlar da tipik Türk. İkram ettikleri çay veya kahveyi içmezseniz alınıyorlar. Müslüman milislerden bazı gençlerin yeşil bere yerine başlarına bordo renkli, püsküllü Osmanlı fes'i giymeleri de bu insanların osmanlı kültürüne ve Türkiye'ye bağlılıklarının bir sembolü.

Beni ısrarla evine yemeğe davet eden Senadi ve Kıymet Mujakoviç çifti ile arkadaşları Mevlide, Türkiye'de, Kocamustafa paşa'da oturan yakınları Süleyman ve Zahide Türkmen'e selam gönderiyorlar. Türkçe konuşan Senadi, ''Ağustos ayında Türkiye için proğram yapmıştık. Bu çatışmalar durmazsa gelmemiz sorun olacak. Türkiye çok güzel. Türkiye'yi çok seviyorum. Bunları lütfen yazın. Türkiye bize yardım etsin. Yoksa Sırp teröristler ve ordu bizi yokedecek.'' diyor.

Ana yoldaki kontrol noktasında görevli polis memuru Vişegrad'lı Kerim Svrakiç, İstanbul'daki teyzesi Hayriye ve kocası Nejat'a selam söylüyor. Miralem Mirasçia, Kartal'da oturan yakını Mustafa Yunus'a, Müslüman milis Atakan Mujo ise Taşlıca'daki arkadaşları Rıfat, Asım ve Hamo'ya selamlarını iletmemizi istiyorlar.

Jelçedoli mahallesinde evleri saldırıya uğradığı için Avrupa oteline yerleşen Mukkades Vlahovljak ile 6 yaşındaki kızı Semra ve kızkardeşi Sabira Vlahovljak, ''kocalarının cephede savaştıklarını, fırsat bulurlarsa Türkiye'ye gitmek istediklerini''anlattılar. İstanbul, Esenler'de oturan akrabası Ahmet Dalyan ile kızları Aytaç ve Aynur'a selam gönderdiler.

SAVAŞIN SORUMLUSU SDS

Bosna-Hersek'teki iç savaşın sorumlusu olarak SDS (Sırbistan Demokratik Partisi) gösteriliyor. Liderliğini Radovan Karadziç'in yaptığı bu parti bağımsızlık ilanı ile birlikte hükümetten de çekilerek ''yasadışı bir örgüt''gibi çalışmalarını yürütüyor. Müslüman bölgelerinde katliam yapan Sırp militanların bu partiden talimat aldığı yolunda somut kanıtlar da var. Sırp denetimindeki Ilıca bölgesinde Bosna otelinde faaliyet gösteren partinin lideri Radovan Karadziç ve arkadaşlarını korumakla görevli Sırp militanların uniformalarında Sırbistan bayrağı ve Çetnik adlı teröristlerin kullandığı madeni bir para büyüklüğündeki siyah renkli bir arma var. Buna rağmen taraflar arasındaki görüşmelerde partinin lideri Karadziç ile sağ kolu Nikola Koleviç muhatap olarak kabul ediliyor.

Eski Yugoslavya'daki iç savaş sırasında kurulan JUTEL adlı tarafsız televizyon şirketinin Saraybosna'daki muhabiri Jela Jevremovic SDS'nin faaliyetlerini anlatırken şunları söylüyor.''SDS, yoğun kitlelerin desteklediği bir parti değil. Bağımsızlık ilanından sonra açıkca terörist bir örgüt kimliğine büründü. Partinin lideri Karadziç ve yardımcısı Nikola Koleviç'in faaliyetlerini tasvip etmiyen birçok kişi partiden ayrıldı. Polis teşkilatındaki Sırp'lara yaptıkları çagrıya çok az kişi uydu. Bosna -Hersek polis teşkilatında hala Sırp asıllı polisler görev yapıyor ve Müslüman milislerle birlikte çalışıyorlar. SDS. Sırbistan'dan polis ve milis getirtti. Sınır kentlerinde bu polisler görev yapıyor. Parti bu polislere ve milislere çok büyük paralar veriyor. Nikola Koleviç ise Federal Ordu ile olan ilişkileri koordine etmekle görevli. Ordu bölgeden çekilse Sırp militanların bütün gücü kırılır ve olaylar da son bulur. BM ve AT bunu başarabilse sorun çözülür.''

ORDU BÜYÜK SORUN

JUTEL televizyonu muhabiri Jela Jevremovic'in ''ordu çekilse sorun biter'' tezine Bosna - Hersek'te, siyasi liderler dahil birçok kişi katılıyor. Gerçekten de iç savaşın sona ermesinin önündeki başlıca sorun Federal Ordu'nun bölgedeki varlığı. Hırvat, Sloven ve son olarak da Boşnak'ların terkettiği Federal Ordu şu andaki konumu ile yüzde 90 oranında Sırplardan oluşuyor. Bosna Hersek'teki iç savaşta ''taraf olmadığını'' söylemesine rağmen savaşın içinde. Sırp milislere, Çetnik ve Beyaz Kartallar adlı aşırı milliyetçi Sırp teröristlere kışlalarının kapılarını açan ve hertürlü ağır silahları kullanmalarına izin verdiği de kesin olarak biliniyor. Yoksa bir avuç Sırp militanın bütün cumhuriyeti kana bulamaları, ateşe vermeleri mümkün değil.

Sırbistan Cumhuriyetinin Karadağ ile birleşerek ''Federal Yugoslavya Cumhuriyetini'' ilan etmesinden sonra Ordu'nun da Bosna topraklarından geri çekileceği umudu belirmişti. Ancak, gelişmeler ordunun çekilmiyeceğini gösteriyor. BM ve AT gibi arabuluculuk görevini üstlenen uluslararası kuruluşlar ordunun geri çekilmesini sağlıyamazlarsa iç savaşın sona ermesi de mümkün olmayacak. Sırp militanlar ordu desteğine sahip oldukları sürece katliamlarını sürdürecekler. Bosna Hersek'te yaşayan 1,3 milyon Sırp nufusun sadece yüzde 10'u yani 130 bin kişi Sırbistan ile birleşmeyi tasvip ediyor. Bunların hepsi silahlı milis dahi olsa Cumhuriyet'te yaşayan Müslüman ve Hırvatlar'ın ezici çoğunluğu karşısında görüşme masasına oturmayı kabul edeceklerdir.

kaynak(
http://www.yurtsever.net/htm/bosna.htm)

409
0
0
Yorum Yaz