Karun Hazineleri Nedir? (Hakkında Bilgi)

2008-06-15 01:15:00

Antik Çağ’da Anadolu’nun batısında yer alan, güneyi Karia, kuzeyi Mysia, doğusu Frigya, batısı Ionia ve Aiolia bölgeleri ile çevrili alana Lidya denmektedir. Ünlü tarihçi Heredot’a göre üç sülalenin yönettiği Lidya’nın son sülalesi Meermnandlar 141 yıl egemen olmuş, Lidya’nın bölgede siyasal ve ekonomik yönden önemli ülke olmasını sağlamışlardır.

Saray entrikaları ile 2. sülale Heraklidlerden krallığı ele geçiren  3. sülale Mermenandlar  Kral Gyges ile başlar. Ardys, Sadyattes, Alyattes ile devam edip  Kroisos yani Karun ile son bulur. Milattan önce 7. yy’ın ilk yarısında  Gygesil’e  başlayan Lidya İmparatorluğu  parayı icat ederek insanlık tarihinde  önemli buluşlardan birini gerçekleştirmişlerdir. Bu buluş,  ilk çağ dünyasının ekonomik gelişimini bir olay olmuştur.
   
Lidya’nın ilkçağ dünyasının en zengin ülkesi olmasının bir nedeni Tmolos dağlarından çıkan ve Hermos Nehrine karışan,  başkent Sardes’ten geçen Paktalos  deresinin alüvyonları içindeki altındır. Buradan çıkarılan altın  Lidya’nın kaderini belirlemiştir. 3. sülalenin son kralı Kroisos babası Alyattes’in ölümünden sonra M.Ö. 560’ta  tahta geçmiş ve akıl almaz zenginliği sayesinde “Karun kadar zengin”  deyimiyle günümüze kadar taşımıştır.
   
Karun hazineleri hakkında bilgi edinebilmek için Lidya krallığını incelemek gerekir.

M.Ö. 560-546 yılları arasında  ülkesini yöneten bu kralın dönemine ait Uşak’ın 25 km batısında ve İzmir karayolu üzerinde bulunan Güre köyü yakınlarında Lidya tümülüslerinden çıkarılarak kaçırılan ve 1993 yılında geri  alınan eserlere Karun Hazineleri  denmektedir.

SİYASİ TARİH
İlkçağda  kabaca  bugünkü Gediz ve Küçük Menderes  vadilerini kapsayan  bölgeye Lydia adı verilmekte idi. Bu aynı zamanda Anadoluya özgü  bir uygarlığada adı vermekte idi: Lydia Uygarlığı:
   
Sardes’teki  ilk yerleşme ile ilgili doyurucu bir bilgi yoktu. Yapılan kazılar,  Sardes’in Tunç çağı sonlarında bir Anadolu köyü özelliklerini taşıdığını göstermiştir. Tunç çağı sonlarına ait tabakalardan, ölülerin yakılıp gömüldüğü öğrenilmiş, ağaç dalları, kamış ve balçıktan yapılmış, daire biçiminde bir kulübe bulunmuştur. Ancak bu köy topluluğu  Kıta Yunanistan ile  kültürel bağlar kurabilmiştir. Sardes’in alt tabakalardan çıkan Geç Hellas III c türü miken keramik parçaları, Türk çağı sonlarında Yunanistan ile Lydia arasındaki kültürel bağların ispatıdır.
   
Sardesliler özellikle  Yunanlıların etkisinde kalmışlardır ki Lydialıların  geometrik üslup çanak çömlekçiliği tamamıyle  yunan etkisi altında gelişmiş bir türdür ve böylece de  boyalı Lydia geometrik üslubunun doğması demir çağ Lydiasındaki en önemli buluşlardan biridir; Kültür ve  sanat hareketlerinin düzeyinin yükseldiğinin de en güzel kanıtıdır. Boyalı çanak çömlekçiliğinin başlaması nüfusa pek etkide bulunmamıştır. Yerli çanak çömlek  ustaları ve ressamlar  Yunanistan’dan  dış alımla yapılan eşya ve malzeme ile  çalışarak  ya da bizzat Yunanistan’a gidip yunan çanak çömlek ve ressamları ile beraber çalışarak yeni şeyler öğreniyorlardı.
   
Sardeslilerin tarihi geçmişleri ile ilgili  bilgileri çeşitli efsanelerden  ve kazı çalışmalarından öğrenmekteyiz.  Sardesli heraklidlerle ilgili bilgiye göre  Kambles  yada Komblites  adındaki bir heraklid – Tylaind kralı çok yer ve içerdi. O denli oburdu ki bir akşam karısını kesip yedi. Bazıları bunu hırsından yaptığını söylediler. Sabahleyin kral, karısının elini ağzında bulunca dehşete düştü ve kendi boğazını kesti, çünkü yaptığı korkunç iş açığa çıkmıştı. Tümüyle düş ürünü olmasına karşın bu öykü eski dönem kayıtlarına  ait bir fikir vermesi bakımından ilginçtir.
   
Sardesliler  kazı bakımından çok zengin bir ülke olmasına karşın zaman zaman  vahşi bir hayat yaşamışlardır. Ve bu yaşam tarzları da çeşitli efsanelerin doğmasına yol açmıştır; Sardesli hükümdar  Kandoules’in adının  köpek boğan anlamına geldiği yapılan arkeolojik buluntularla doğrulanmıştır: Sardes kazılarında, aynı türde 11 adet kab içinde  yeni doğmuş köpek yavrularına ait iskeletler bulunmuş   ve buluntuların  bir hint Avrupalı savaş tanrısı niteliğindeki Kandoules  onuruna verilen yemekler sırasında  yenildiği anlaşılmıştır. Bir başka efsaneye göre  karısının güzelliğine hayran olan Son herakled Tylonid Kandoules , bu güzelliği en yakın adamlarından  Mermand  olan Gyges’e gizlice gösterir. Seyredildiğini sezen kraliçe , genç Gyges’e zorlayarak ya kocasını öldürerek kendisiyle evlenmesini ya da O’nu öldüreceğini söyler. Öykü Gyges’in  Kandoules’i yatağında bıçaklamasıyla son bulur.
   
Mermand krallarında Gyges, Ardys, Aliyattes ve Kroisos güç politikasının silahı olarak ekonomik kaynakları kullanmışlardır. Hatta ilk sikkenin ortaya çıkışının asker ücretlerinin ödenmesiyle ilgili olduğu bile düşünülebilir.
   
Genellikle etki alanları çok geniş kehanet merkezlerine  Lydia kralları tarafından gönderilmiş armağanları , yunan siyasetini parasal araçlarla etkileme adımı olarak kabullenmek olasıdır.
   
Sardes kenti antik dünyanın en güçlü  en zengin ve en anlamlı başkenti olarak ününü duyurdu. Lydia sanat ve mimarlığının ön Asya ve Yunan ufkunda bir yıldız gibi parladığı bu dönemde Sardes’te yaşamak  dünyanın en görkemli kentinde yaşamak demekti.
   
Sardes’te bulunan Yunanistan’dan  dış alımı yapılmış vazolar Mermond sülalesi zamanında   Hindia ve Yunanistan arasında oldukça gelişmiş bir ticaretin en önemli dairelerini oluşturmaktadır. Ki bu da bize Yunanistan ile ilişkilerin  pek erken başladığına tanıklık etmektedir.,
   
Sardes krallarından Gyges’in mezhebi olarak kabul edilen tümülüsün boyutları  bir dereceye kadar güç ve zenginliği yansıtır. Bu anıt  Gyges ve kentinin büyüklüğünün gözle görünebilen bir simgesi aynı zamanda Lydia mimarlığının anıları koyabilmek için yapılan ilk örneğidir. Yapılan istila ve savaşlar bazı olayları ortaya çıkarmıştır. Örneğin; yanan bir ev damının çökmesi sonucu küçük bir çocuk iskeletiyle,  bir çukura atılmış,  bazı organları eksik  iki erkek, iki kadın ve bir çocuğa ait   iskeletler  bu yıkımın acımasızlığının kanıtıdırlar. Yapılan kazılar İslamiyet öncesi 6. yy’da  Lydia ve Karia arasında  bir ilişkinin varlığını maddi belgelerle kanıtlamıştır. Ayrıca Sardes’te bulı8unan ve üzeri Karia dilinde (Karca)  yazıtlarla dolu çanak çömlek parçaları bu Lydia- Karia ilişkisinin tanıklarıdırlar. Heredottos’un  57 yıl saltanatta kaldığını bildirdiği Alyattes son yıllarında kendisini görkemli bir mezar anıtı yaptırmıştır. Kutsal fahişelerin  büyük katkıları sonucunda oluşturulan bu görkemli anıt Lydia tümülüslerinin en büyüğüdür. Bu anıt mezar soyguncularınca yağma edilmiş bir biçimde ortaya çıkarılmıştır. Hatta lahit bile bulunamamıştır. Bu mezar odası Lydia duvar işçiliğinin en başarılı ve en cesur örneğini verir;  Çok iyi perdahlaşmış, mermerleşmiş kireçtaşı blokları demir kentlerle  şaşırtıcı bir güzellikte bir birine birleştirilmişlerdir.
   
İlk çağda çok zengin kişileri Kroisos gibi zengin denilmiştir; Bu zenginlik  doğu dünyasını da etkilemiş Karun gibi zengin deyimiyle Kroisosun zenginlikleri kastedilmiştir. Kroisos çağında Lydia krallığının başkenti Sardes zenginliğinin etkinliğini ve kültürel gelişimin doruğuna ulaşmıştır. Siyasal alandaki uyum sanat olaylarını da etkilemiş Kroisos’un  destek ve  isteğiyle sanat alanında büyük eserler oluşturulmuş  böylece İslamiyet öncesi  6. yüzyılın ortasında  Lydia  ve sardes Arkaik Doğu Yunan sanatının merkezi haline gelmiştir. Anadolu’nun verimli topraklarını ticaret ve sanat  merkezi olan diğer kentlerine krallığına bağlayan Kroisous  bunlardan elde ettiği zenginliklerle çok parıltılı bir yaşam sürmeye başlamış, her yönden Sardes’e  koşan bilginleri iyiliklere boğarak  o zamanki uygar dünyada  kenine büyük bir ün kazandırmış Kroisous döneminde  Lydia devleti, İslamiyet öncesi 5. yüzyılda  oyun yazarı Anskhylos’un deyimiyle  altın Sardes ya da altın yatağı Savdus zenginliğinin ve kültürel gelişiminin  doruğuna ulaştı; başkentin bu  göz kamaştıran görkem ve zenginliğini büyük merak konusu, giderek bir Lydia  hayranlığının  oluşmasına neden oldu; Örneğin Lydia’da üretilen parfüm ve kremler, o zamanki dünyanın en çok aranan malları durumuna geldi. Lydia’ya karşı duyulan hayranlık özellikle Yunan dünyasında  Lydia kremi ve süs eşyalarının da dışına taştı; Söz gelimi Atina’nın ünlü siyah figürlü vazo ressamlarından birinin Lydia’lı ismini taşımış olması, bu ilginin coşkunluğunu dile getirir.

Ticaret ve endüstrinin  çok gelişmiş  olmasına karşın, üretilen artı ürünün oransız   bir bölümü  devlet hazinesi tarafından yutuluyor ve burada yeniden üretici işleri için kullanılmayıp  ya altın  ve gümüş olarak biriktiriliyor yada savaşta yararsız eğlencelerde dökülüp saçılıyordu. Bu yüzden gerçek servette  sağlanan mutlak artış büyük değildi ve satın alma gücü gereksiz ölçüde sınırlıydı, bu nedenle sınırsız gibi görünen zenginliğe karşı  Lydia devletinin  yıkılışı çok kolay olmuştu.

UYGARLIK TARİHİ
Paranın Bulunuşu: Uygarlık tarihinde önemli yere sahip olan Lidya Krallığı 141 süren egemenliği boyunca  doğu sorunlarıyla uğraşmış ve bu sorunların yarattığı korku  krallığın kendisini göstermesine engel olmuş. Fakat  sanatta başarılı eserler ortaya koymuştur. Örneğin dinsel bağlarla bağlı olan  ve İyon sanatının yumuşaklığı ile doğu sanatının coşkunluğunun karıştırılıp harman edildiği okullar açılmıştır. Yunan etkisininde olduğu Lidya düşünün ve beğenisiyle birleşerek  sonuçta  vahşi fakat hareket ve dinamizmin  egemen olduğu bir biçim ortaya çıkmıştır. Lidyalıların  insanlık tarihi ve kültürüne yaptıkları armağanlardan en önemlisi parayı icat etmeleridir. İlk çağ  dünyasının ekonomik gelişimini  büyük ölçüde hızlandırmış ve hatta tarihin akışını bile etkilemiştir. Sikkeler yaparak ödeme biçimleri  fiyat strüktürünün düzenleme gereği duyuldu. Bunun sonucunda okur yazarlığa gereksinim duyuldu. Dolayısıyla herkesin  öğrenebileceği ve çabuk kullanabileceği bir alfabenin geliştirilip yayılması sağlandı.  Lidya kralları  para sistemini icat etmekle insanoğlunun ekonomik aşamasına çok önemli bir katkıda bulunmuştur ve modern ekonominin  temelini atmışlardır.

Ekonomi ve Ticaret: Sardes halkı küçük dükkan halka açık gazinolar ve hatta  genelevleri sahibi olan ilk insanlar olduğu görülür. Yapılan kazı ve eserlerde   bilinen ilk serbest Pazar  kurmuşlar  hatta geçmişi doğu pazarlarının öncesi olarak kabul edilebilir.    
Örneğin  İyon fincanlar, Aitolio kraterleri, samos alabastronları      kuş biçimli rodos kastleri Lidyalıların ege kıyıları ve kent devletleriyle ticaret yaptığını göstermektedir. Altının bulunması  doğanın ve coğrafya koşullarının oluşturduğu güzel bir rastlantı olması, etkin bir ticaret merkezinde yaşayan halkın  ticaret yaşamını pratik hale getirecek buluşlar yapması doğaldır. Çıkarılan eserlerde de görüldüğü gibi Lidya2nın ilk çağ insanını en etkileyen yönü altın zenginliğidir. Sardes aşağı kentinde  akropelden uzak kurulmuş sanayi çarşısının kuruluşunu göstermektedir. Altın işçileri ve mücevherci dükkanları  ana tanrıçanın koruması altında bulunmaktadır Lidya’da soylu denilebilecek ve kralın mutlak yönetiminde olmayan zengin sınıfın olduğu görülür.

Din: Lidyalıların diniyle ilgili fazla bilgi yoktur. Ana tanrıça Kybele’ye  büyük saygı vardır. Çeşitli tapınmalarda bulunurlardı. Uzun saçlı rahipleri hadım edilir, vahşi çığlıklar attıkları , dinsel törenlerde, teflerini, kırbaçlarını,  zillerini ve kokular yayan saçlarının buklelerini ana tanrıçaya itaf ediyorlardı. Lidyalılar daha çok Yunan dini ve tanrılarının etkisinde kalmış bir ulus olduğunu gösterir.

Ölü Gömme Geleneği: Toprak kil ve taştan yapılmış tümülüslerin altında  bir yere  gizlenmiş mermer yada kireç taşından mezar odaları Lidyalıların ölümden  sonraki yaşamalrını sürdürdüklerine inanılan kanıtlardır. Lidyalılar gerçek yaşamalrını sürdükleri mekanlardan çok  öldükten sonraki yaşamalrını geçirecekleri mekanlara  güzel ve süslü mermer yapı ve sunakları donatmaları görülür.

Yazı ve Edebiyat: Bulunan bir yazıtta Lidya dili ile değil fakat ona yakın bir dille yazılmış olduğu sanılan bir yazı bulunmuştur. Sanata çok önem verilen Lidya sarayında edebiyatın  önemli bir yerinin olmadığı görülür.
Mimarlık Heykeltıraşlık Keramik:  Yapılan kazılarda Sardes’in  çok zarif mermer yontular  ve yine mermerden gelen ve kutsal yapılarıyla ün yapmasına karşılık  halk ahşap çatılı, kerpiç duvarlı yapılar içinde yaşıyordu. Bu daha halk ve krallığın arasındaki uçurumu gösterir. Sardes heykeltıraşı ekolü iyon sanatının yumuşaklığını ve doğu sanatının coşkunluğunun karıştırılıp harman edildiği kendine özgü özelliklerdir. Lidya bezemesi  çağdaşı diğer Rodos ve doğu Yunan eserlerinden teknik ve üslup yönlerinden kendine özgü nitelikleriyle kolay ayırt edilebilmektedir. Vazolar üzerine renkli olarak yaban domuzu, arslan, sfenksler, kuş, keçi ve dağ keçileri betimlemeleri    kraliyet sarayının  esini ile geliştirilmiştir. Fakat hiçbir zaman halk tabakası üzerinde etki yapamamıştır.

Küçük El Sanatları: Sardes’te sanat yönünden şaşırtıcı, yaratıcı çabalar mimarlık yontu alanlarında gösterilmiştir. Fildişi oymacılığı ve altın işçiliği yer tutmaktadır. Yapılan kazılarda heykel işlemeciliği, altın takılar, döğmeler örnek gösterilebilir. Mermanedler döneminde altın işçiliğinde çok yüksek bir becerinin ve mücevhercilikte basitliğini yitirmiş  uzun bir geçmişe dayanan çalışmanın varlığını ortaya koyar. Enteresan bir şeyde küpeye çok önem verilmesidir. Sardes’li kadınlar ve Lidyalı süvarilere ait elli altın küpe bulunmuştur.
Günlük Yaşam: Sardeslilerin akşam yemeği için kırmızılar giydiklerini ve fildişi ayaklı, mor döşemeli yataklarına önemle uzandıkları anlatılır. Güzel kokuları Lidyan denen kaplarda saklamaları  güzellik merhemlerinin sürülmesi uzun saçarlını süs eşyaları kullanmaları  toplantıya gidilirken mor giysiler, kokulu merhemlerin saçlara sürülmesi onlara büyük zevk vermesi  bir yaşam tarzıydı. Lidya halkı oyunun her türlüsüne düşkündü. Kumar oyunları ve aşık kemiği ile oynana oyunlar başta gelirdi. Görünüşe bakılırsa mimarlık açısından  çok yoksul donatılmış illerdi. Yaşamları oldukça sıkıcı olması ve Lidyalılar bu oyunları yaşamalarına daha renkli bir hale getirmek amacıyla bulmuşlardır. Müzik konusunda pek açık olmayan belgelere sahibiz. Yalnız  paktis denilen Lidya liri olduğu ve süvarileri savaş yürüyüşlerinde uyum sağlanması için flüt ile kaval kullandıkları belirtilir.

KAYNAKÇA
1.Doç.Dr. Veli Sevin, Anadolu Uygarlıkları, cilt 2,Görsel Yayınları,Sayfa 256-265
2.Emel Özçelik, Arkeolog Araştırmacı,
3.Kazım Akbıyıkoğlu, Müze Müdürü, Arkeolog
4.Uğur Hoşgören, Araştımacı

200
0
0
Yorum Yaz