Mk-Ultra (Beyin Yıkama) Nedir? (Hakkında Bilgi)

2008-05-13 13:37:00

CIA, insan beynini kontrol etme deneylerinin, Çinlilerin Kore Savaşı sırasında esir düşen Amerikalılara uyguladığı "beyin yıkama faaliyetlerine" karşı bir savunma yanıtı olduğunu ileri sürer.* Yakalanan Amerikalı pilotlar, ABD'yi sivillere yönelik biyolojik silah kullanmakla suçlayan açıklamalar yaptılar. Aslına bakılırsa, ABD'de beyin yıkama deneyleri CIA'dan önce başlamıştı. CIA'nın davranış kontrolü de denilen beyne hükmetme faaliyetleri, normal denetim süreçlerinden kaçırılan bir program çerçevesinde 1953'te hız kazandı. MK-ULTRA kod adlı programa ait çok sayıda dosya, programda başından beri yer alan CIA Başkanı Richard Helms tarafından, 1973 yılında görevi bıraktığı sırada yok edildi. Ama yaşanan tarih yeterince iğrençtir. MK-ULTRA hayaletleri, içlerinde California'daki kötü ünlü Vacaville Devlet Hapishanesi mahkûmlarının yüzlercesi bulunan habersiz denekler üzerinde radyasyon, elektrik şoku, elektrot yerleştirme, mikro dalga, ultrason ve geniş kapsamlı ilaç testleri uyguladılar. CIA, beyin kontrolünün işkenceye dayanıklı kurye (bellek, önceden belirlenmiş bir sinyalle canlandırılıyordu) ve programlanmış suikastçı yaratmanın bir yolu olduğunu gördü. Sirhan Sirhan'ın Senatör Robert Kennedy'yi öldürmeden önce CIA bağlantılı bir beyin yıkayıcı tarafından eğitildiği yolunda kanıtlar var.CIA ayrıca karşıtlarını LSD gibi zihin bozucu maddelerle saf dışı bırakabileceğini fark etti. LSD'den öylesine büyülendi ki, 1953'te dünyada ne kadar varsa hepsini satın almaya kalkıştı. Yıllar, boyunca, CIA, ABD'deki yasal ya da yasadışı LSD'nin en önemli kaynağıydı. CIA bağlantılı bir satıcı, milyonlarca doz LSD üretti. Sonunda güvenilmez olarak görülen LSD deneylerden çıkarıldı. CIA, o zamana kadar LSD'yi kendi ajanları da dahil sayısız insan üzerinde rızalarını almadan denedi; çok sayıda intihara yol açtı. Bunların arasında kendi ajanları da vardı ve bazıları intihar etti. Biyolojik savaş uzmanı bir CIA görevlisi, fazla dozdan... Devamı

Aristoteles Evren Modeli Nedir? (Hakkında Bilgi)

2008-05-13 13:35:00

M.Ö. 4. yüzyılda Platon'un iki küreli evren modeli geçerli olan modeldi. Bu modele göre evren iki küreden ibaretti. Birinci küre, merkezde bulunan Dünyamız, diğeri ise yıldızların oluşturduğu dış küredir ve bir günde bir tam tur dönmekteydi. Gezegenlerde bu iki küre arasında hareket ediyordu. Peki, "Gezegenlerin tek düze ve ard arda hareketinin nedeni nedir?"Soruya ilk cevap yine Platon'un öğrencilerinden Eudoxus'dan gelmiştir. Euodxus'a göre evren ortak bir merkez üzerinde iç içe geçmiş farklı eğimlerde dönme eksenleri olan kürelerden oluşuyordu. En içte hareketsiz duran küre Dünyamız. İçten dışa doğru Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter, Satürn'e ait küreler dizilmektedir. En dışta bir tam turunu bir günde tamamlayan yıldızları içeren küre vardı. Ancak bu kürelerin sayısı, 56'ya kadar çıkmalıydı ki gezegenlerin hareketine uygun bir model olsun, böylece bunu fark eden Aristoteles ile birlikte 56 küreden oluşmuş bir evren modeli elde edilmiş oldu.Aristoteles, sınıflandırmalar yaparken fizik ve metafizik konular diye ayrım yapmıştır. Fizik konular somut nesnel olanın konusu, metafizik ise "fizik ötesi" konular anlamına gelmektedir. Evren ile ilgili modeli de metafizik konularla ilgili kitabında yer almaktadır. Bu kitapta, Aristoteles Eudoxus'un fikrini değerlendirmeye alıp kendisine göre uyarlamalar yapmıştır.Aristoteles'e göre her bir kürenin hareketi bir dıştaki küre tarafından yönetilmektedir. En dıştaki küre, yani yıldızları içeren küre ise kusursuz hareket ettirici idi ve ilk hareket ettirici tanrı tarafından harekete geçirilmişti. Çünkü ona göre her hareket eden şeyin bir hareket ettiricisi olmalıydı.Aristoteles evreni ikiye bölmüştü; Ay'ın üzerinde bulunduğu, Dünya'dan sonraki ilk küreye kadar ki yerler su, hava, ateşi içeren fiziksel dünya, ondan sonrası ise ruhsal alemlerdi. Aristoteles'in evreni sınırlı bir evrendi, çünkü en dıştaki sabit yıldızlar küresi sınırsız büyüklükte olsaydı eğer sınırlı sürede sınırsı... Devamı

Ergenekon Genel Kurmay Karargahını Vuracaktı(mış)!!

2008-05-12 19:09:01

  Ergenekon operasyonlarında gözaltına alınan emekli binbaşı Fikret Emek’in çantasında çıkan belgeler polisi bile şaşkına çevirdi. Genelkurmay karagahını bombalama planı: Son dönemde Ergenekon Terör Örgütü’ne yönelik yazdığı kitapları ile tanınan araştırmacı yazar Zihni Çakır’ın son kitabı “Kod Adı Darbe”de örgütün sansasyonel eylemlerine yönelik şok bir belgeye yer verildi. Ergenekon Örgütü’ne yönelik operasyonlarda gözaltına alınan emekli binbaşı Fikret Emek’in çantasında çıkan belgeler polisi şaşkına çevirdi. Ergenekon adının zikredildiği birçok doküman ve mail yazışmaları arasında ele geçirilen belgede, Genelkurmay Başkanlığı ile Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı binalarını birleştiren tüp geçidin bombalanmasına ilişkin planlama ve keşif amaçlı “Hedef Kartı ve Hedef Kartı Eki” isimli dokümanlara ulaşıldı. “Kod Adı Darbe” adlı kitapla yayınlanan belgede saldırıya ilişkin tüm ayrıntıların hesaplandığı görülüyor. AMAÇ KARGAŞA MI SUİKAST MI? Genelkurmay Başkanlığı gibi Türkiye’nin en iyi korunan kurumuna yönelik hazırlanan saldırı planı, örgütün son dönemde ülkeyi darbe ortamına sürükleyecek sansasyonel eylem hazırlığı içinde olduğu tezlerini doğruladı. Öte yandan söz konusu planın, geçidi kullanacak bir üst düzey askeri yetkiliye yönelik suikast planının parçası olma ihtimalini de akıllara getirdi. Araştırmacı yazar Zihni Çakır, “Ergenekon’un Çöküşü” adlı birinci kitabında da Ergenekon Terör Örgütü’nün Genelkurmay Başkanı olacak dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’na başarısız bir suikast girişiminde bulunduğunu belgeleri ile ortaya koymuştu. Çakır kitabında bu suikasttın Kıvrıkoğlu’nun Genelkurmay Başkanlığını engellemek ve Ergenekoncu bir generalin önünü açmak için yapıldığını iddia etmişti. BELGEDEN ŞOK İFADELER Tüp geçitle ilgili “Hedef Kartı”nda geçitle ilgili tüm teknik bilgiler tek tek sıralandıktan sonra “... Devamı

Bakan Çocukları Ssk'lı ! Oldu.!

2008-05-10 19:23:00

Yeni yasadan etkilenmeden emekli olmaları için çocuklarını sigortalatanlara, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) ’denetleme’ uyarısında bulunmasına Sosyal Güvenlik Uzmanı Ali Tezel tepki gösterdi. Tezel, “SGK, çocuk işçilerin sigortası konusunda 10-12 bin çocuğu, anne babalarını, ve işverenleri sahtekar, düzenbaz, üçkağıtçı sayarak hepsini denetleyeceğim diyor. Ama ne ilginçtir, bu denetleyeceği kişilerin içinde Cumhurbaşkanımızın oğlu da var. Ancak SGK kastettiği kişiler içinde Cumhurbaşkanı’nın olduğundan yeni haberdar oldu. Haberdar olduktan sonra da sesini soluğunu çıkarmadı” dedi. NTVMSNBC’ye konuşan Tezel, erken emeklilikten yararlanmak için yalnız Cumhurbaşkanı Gül’ün oğlu değil, 10’dan fazla bakan, 100’den fazla milletvekilinin çocuğunun da sigortalı olduğunu söyledi. SGK’nın 15 yaşın altında sigortalı olanların denetlenmesine ilişkin tutumunu yanlış bulan Tezel, çalışmadığı halde sigorta yaptırmanın bir cezası olmadığını sadece çocukların çalıştırılmaması gereken işyerlerinde çalıştırılmasının suç olduğunu söyledi. Tezel, “Çalışmadığı halde sigortalı olmanın veya sigortalı yapmanın cezası yok. Ancak kurum sigortalı çocuk sayısı artmasın tehditte bulunuyor. Mantıktan yoksun bir tehdit. Üstelik ‘ödediğin primleri geri al’ diyorsunuz” ifadesini kullandı. Sigortalı olan çocukların sayısı hakkında da bilgi veren Tezel şunları söyledi: “2008’in ilk dört ayında çocuk çalışanların sayısı öyle çok fazla da değil. Genelgeye göre 15-17 yaş arası da incelemeye tabi değil. Öyleyse, incelenecek sayının yaklaşık 12 bin olduğunu söyleyebiliriz.“ Tezel, 12 bin çocukla ilgili denetimin en az 2-3 yıl süreceğini belirtirken, “Müfettişlerin başka iş yapmamaları lazım. SGK’nın hastane ve eczaneler tarafından dolandırılması da ayrı mesele. Bunları bırakıp, çocukların peşine düşecekler” diye konuştu. (Vatan)... Devamı

Cemil Bayık (Pkk) Ermenistan'da mı?

2008-05-10 19:21:00

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kandil Dağı ve civarına yaptığı operasyonda beraberindeki terör örgütü mensuplarıyla kaçan PKK'nın sözde yönetici kadrosundan Cemil Bayık'ın Ermenistan'a geçtiği iddia edildi. Operasyon sonrasındaki gelişmeleri değerlendiren askeri yetkililer, eli kanlı teröristin gece sınırda yaşanan bir çatışma ardından bu ülkeye geçtiğini ifade ettiler. Genelkurmay Başkanlığı'ndan dün gece yapılan ve "sürpriz" merakını gideren açıklamanın ardından operasyona ilişkin gelişmeler bugün netleşmeye başladı. Dün saat 00.15 itibariyle yapılan açıklamada, Bayık ve beraberindekilerin gittiği belirtilen ülkenin Ermenistan olduğu ifade edildi. Operasyon anında terör örgütünde büyük bir panik yaşandığını bildiren askeri yetkililer, bir grubun İran'a, Bayık ve beraberindekilerin ise Ermenistan'a giriş yaptığının belirlendiğini bildirdiler. Terör örgütünün sözde Merkez Yürütme Kurulu tarafından örgütün silahlı kanadı olan Halk Savunma Birliklerini yöneten Doktor Bahoz kod adlı Suriye uyruklu Fehman Hüseyin'in yanındakilerle beraber Sinad-Haftanin bölgesine kaçtığını bildiren askeri yetkililer, ardından da İran'a geçtiğinin sanıldığını kaydettiler. Bayık ve beraberindekilerin Ermenistan sınırında çatıştığını, ardından adı açıklanmayan Mardinli bir şahsın devreye girmesiyle bu ülkeye girdiğinin altını çizdiler. Terörist Bayık'ın bazı korumalarının bu çatışmada öldüğünü kaydeden yetkililer, her iki terörist için de diplomatik girişimlerin başlatıldığını belirterek, Türkiye'ye teslim edilmelerinin bu ülkelerden resmi kanaldan isteneceğini bildirdiler. Bu arada yaşanan panik havasında bazı küçük grupların Kuzey Irak sınırından Türkiye'ye geçtiğini belirten askeri yetkililer, bölgedeki illerde istihbarat çalışmasının sürdüğünü ve kısa zaman içinde bölgedeki 3 ilin kırsalında geniş çaplı operasyonlar yapılarak bu teröristlerin de etkisiz hale getirileceğini kaydettiler... Devamı