Dünya'daki Son 20 Yılın En büyük Kasırgaları Nedir?

2008-05-06 15:00:00

Myanmar tarihinin en büyük felaketlerinden biriyle karşı karşıya. Felaketin bilançosu giderek ağırlaşıyor. Myanmar devlet radyosu tropik Nargis kasırgasında ölü sayısının 22 bin 500 olduğunu duyurdu. 41 bin kişi de kayıp.   İşte Myanmar böyle bir felakati yaşarken isterseniz bizde son  20 yılda gerçekleşmiş kasırga olaylaırını söyleyelim.   Dünya genelinde son 20 yıldaki en büyük kasırgalar şöyle: * 29 Kasım 1988: Bangladeş'i vuran kasırgada 1500'den fazla kişi öldü. Kasırga, Hindistan'ın Batı Bengal sahillerini de etkiledi.* 5-18 Aralık 1990: Filipinler'deki Mike tayfunu 750 kişinin ölümüne neden oldu. Çok sayıda kişi kayboldu.* 29 Nisan 1991: Bangladeş'deki fırtınada 138 binden fazla kişi öldü.* 5 Kasım 1991: Thelma fırtınası Filipinler'in Leyte adasını vurdu. 6 binden fazla kişi öldü, çok sayıda kişi kayboldu.* 2 Kasım 1995: Filipinler'de Angela kasırgasında bin kadar kişi öldü, çok sayıda kişinin kaybolduğu açıklandı.* 9 Haziran 1998: Hindistan'ın Gucarat eyaletinde fırtına nedeniyle binden fazla kişi öldü.* 26 Ekim-5 Kasım 1998: Orta Amerika'da, özellikle Honduras ve Nikaragua'yı vuran Mitch kasırgasında 9 binden fazla kişi öldü, 15 bin kişinin kaybolduğu, 2.3 milyon kişinin kasırgadan etkilendiği açıklandı. Nikaragua'da meydana gelen deprem ve Cerro Negro yanardağının patlaması ölü sayısının artmasına neden oldu.* 29 Ekim 1999: Hindistan'ın Orissa eyaletini vuran fırtınada en az 10 bin kişi öldü, aynı sayıda kişi kayboldu.* 17-19 Eylül 2004: Haiti'yi vuran Jeanne kasırgasında 1890 kişi öldü, yaklaşık 850 kişi kayboldu.* 29-30 Ağustos 2005: Katrina kasırgası, ABD'nin güneyinde özellikle Lousiana ve Mississippi'de 1500'den fazla kişinin ölümüne neden oldu.* 15 Kasım 2007: Bangladeş'i vuran Sidr kasırgasında en az 4 bin 400 kişi öldü, milyonlarca kişi evsiz kaldı.... Devamı

Türkiye’nin ABD - İran Arasındaki Kritik Konumu Hakkında B

2008-05-06 11:15:00

Türkiye'nin Amerika ile İran arasındaki durumunu çok güzel bir şekilde anlatıldığı bir araştırma yazısı.Diğer yazılarımızda olduğu gibi derin bilgi ve deneyimler içeriyor.   İran ve ABD arasındaki çekişmelerde ve özellikle süregitmekte olan nükleer krizde Türkiye’nin çok kritik bir noktada yer aldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bir yandan ABD ve İran sürdürdükleri bu mücadelede Türkiye’nin desteğini farklı şekillerde kazanma çabasına girmişken, diğer yandan Türkiye bu iki ülkeyle ilişkilerindeki dengeyi tutturabilmek adına hassas bir diplomasi yürütmeye çalışmaktadır. Kriz süresince Türkiye’ye farklı dönemlerde yapılan üst düzey ABD ve İran ziyaretlerinde bu husus gündeme getirilmiş ve Türkiye’nin yanıtı genellikle benzer bir çizgide olmuştur. Türkiye; İran’ın barışçıl nükleer faaliyetlerini sürdürme hakkı olduğunu söylerken ‘daha fazla şeffaf ol’ çağrısını yapmış, ABD’ye de olası bir askeri harekâtta üslerinin kullandırılmayacağı ve ekonomik yaptırımlardan Türkiye’nin ne kadar zarar göreceğini anlatmış ve sorunun diplomatik yollarla çözümlenmesini istemiştir. Tabii Türkiye’nin bu tutumu sergilemesinin pek de kolay olmadığını da hatırlatmak gerekir. Bir yandan NATO üyesi ve ABD müttefiki, diğer yandan İran’ın sınır komşusu konumunda bir ülke olarak ince bir ipte yürümek durumunda kalan Türkiye için bu durum oldukça zor olmuş ve olmaya da devam edecektir. Geçtiğimiz günlerde ABD’nin Viyana’daki BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Greg Schulte’un Ankara’daki düşünce kuruluşlarından birinde yaptığı konuşma, İran nükleer krizi meselesinde gözlerin yeniden Türkiye’ye çevrildiği ve ikna turlarının yeniden başladığını göstermiştir. Schulte yaptığı konuşmada; İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’nı (NPT) ihlal ettiğini ve yüksek düzeyde uranyum zenginleştirme teknolojisine erişmeye çalışmak suretiyle nükleer silah üretme hedefini... Devamı

Arap Gazı, Türkiye Üzerinden Avrupa'ya Pazarlanacak

2008-05-06 11:05:00

Türkiye bir süredir büyük çaba harcadığı konuda sonunda mutlu sona ulaştı.İşte detaylar;   Arap doğalgazının, Kerkük-Yumurtalık boru hattına paralel inşa edilecek bir hat ile Türkiye üzerinden Avrupa'ya pazarlanması konusunda bir süredir çaba harcayan Ankara, bu hedefine ulaştı.   Avrupa Birliği (AB), Türkiye, Irak ve Maşrık Arap ülkeleri (Mısır, Ürdün, Lübnan ve Suriye) Arap doğalgaz boru hattının hızla Türkiye, Irak ve (Nabucco ve diğer boru hatlarıyla) AB'ye bağlanması konusunda uzlaştı. AB Komisyonu'ndan dün yapılan açıklamada, Brüksel'de bir araya gelen Enerji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Yusuf Yazar başkanlığındaki Türk heyeti, AB'nin enerjiden sorumlu üyesi Andris Piebalgs ve dış ilişkiler üyesi Benita Ferrero-Waldner, AB dönem başkanı Slovenya'nın Ekonomi Bakanı Tomaz Jersic ve Arap ülkelerinin enerji bakanları ve boru hattı şirketlerinin yöneticilerinin AB, 'Türkiye ve Arap Maşrık ülkeleri arasında doğalgaz işbirliğine ve altyapı (boru hattı) bağlantılarına önem verdikleri' kaydedildi.   Avrupa-Arap Maşrık doğalgaz işbirliğine Irak ve Türkiye'nin de katılımı konusunda anlaşma sağlandığı kaydedilen açıklamada, Ürdün üzerinden Mısır ve Suriye'yi bağlayan yıllık 10 milyar metreküp kapasiteli Arap Doğalgaz Boru Hattı'na Irak doğalgazının da dahil edilerek, Türkiye ve AB'ye ulaştırılmasının hızlandırılması kararı alındığı belirtildi. Açıklamada, Türkiye'ye uzatılacak Arap hattının, bölge ülkeleri doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınmasını öngören Nabucco'ya ve diğer boru hatlarına bağlanması konusunda AB ve Arap ülkelerinin işbirliğine hazır olduğu ifade edildi. Devamı

Abd'den Havada 2. Çuval Vakası.!

2008-05-06 10:57:00

  ABD Iraktaki başarısızlıklarını ötrbas etmek için bunun gibi çocuk oyunlarına devam ediyor.   İstanbul-Kuveyt seferi yapan THY’nin Boeing 737-800 tipi yolcu uçağının önüne Musul üzerindeyken ABD jetleri çıktı. 27 Nisan’da Türkiye K.Irak’a operasyon yaparken gerçekleşen olayda ABD’li pilotların “tanker uçak” zannettiği yolcu uçağı zorla Adana’ya döndürüldüİstanbul -Kuveyt seferini yapan Türk Hava Yolları’na ait yolcu uçağı Irak hava sahası içinde Amerikan savaş uçaklarının rotasının değiştirildiği belirtildi. 27 Nisan’da saat 2:45’te Atatürk Havalimanı’ndan havalanan uçakta bulunan yolculardan Ercan Uysal, yaşananları VATAN’a anlatırken, Amerikan uçaklarının THY’nin Boeing 737’sini tanker uçak sandıklarını söyledi. Uysal o geceyi şöyle anlattı:“Rotamız gereği Irak hava sahasına girdiğimizde pilotumuz bilinmeyen bir nedenle Irak hava sahasının kapatıldığını ve Adana’ya iniş yapacağımız anonsunu yaptı. Ancak uçağımız Musul üzerinde bir saate yakın havada deyim yerindeyse alıkonuldu ve Adana’ya inişe zorlandık. THY müdürü anlattıBurada gerçekleşen yakıt ikmalinin ardından Kuveyt’e, Suriye ve Suudi Arabistan üzerinden ulaştık. Yolda bir açıklama yapılmadı ancak ben olayın perde arkasını Kuveyt’ten dönerken oradaki THY’nin sorumlu müdürüyle konuşarak öğrendim. Verdiği bilgiye göre Amerikalılar Musul üzerinde bizim kaptanlarımızdan kendilerini tanıtmalarını istiyor. Bizim kaptanlarımız da bunun üzerine THY’na ait yolcu uçağı açıklamasında bulunuyor. Ama Amerikalılar bizim uçağın hangi amaçla Irak hava sahasında bulunduğunu bilmediklerini belirtip Türk savaş uçaklarının K. Irak’ı bombaladığını bizim uçağın da yakıt takviye uçağı olabileceğini ifade etmiş. Bunun ardından da iki Amerikan savaş uçağı içinde bizim bulunduğumuz yolcu uçağına Irak hava sahasını terk edene kadar eskortluk yapmış.” Vatan... Devamı

Erdoğan'ın 1 Mayıs İşçi Bayramındaki 10 Hatası Nedir?

2008-05-05 11:42:00

Erdoğan'ın 1. Mayıs sürecinde yaptığı hataları Vatan gazetesinden Ruşen Çakır çok güzel dile getirmiş.Bunu sizinle paylaşmak istedim.İşte o hatalar dizisi;   Erdoğan'ın 1 Mayıs'ta Yaptığı 10 Hata Vali Muammer Güler ve Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın katkılarını akılda tutmakla birlikte 1 Mayıs günü İstanbul’da yaşanan tatsızlıkların bir numaralı sorumlusunun Başbakan Erdoğan olduğunu düşünüyorum. Peki Erdoğan neden böyle vahim bir hata yaptı? Açıklamaya çalışmak istiyorum: 1 Erdoğan iyice bunalmış durumda Kapatma davası açıldığından beri Erdoğan ve kurmayları çıkış yolu/yolları bulabilmek için uğraşıyorlar. Ancak bir türlü somut, uygulanabilir ve çözüm üretebilecek bir formül bulabilmiş değiller. Bu nedenle çok daha kolay ve etkili hatalar yapabiliyorlar. 2 Erdoğan olayın ciddiyetini kavramadı Başbakan “Ayaklar baş olursa...” sözünün doğurduğu yoğun tepki üzerine birazcık kafa yormuş olsa 1 Mayıs’ın ne kadar ciddi bir konu olduğunu kavrayabilir ve doğabilecek sorunları öngörebilirdi. Kuru bir yazılı açıklamayla yetinmiş olması işin vahametini anlamadığını gösterdi. 3 Sendikalar arası farklılıkları kullanmanın yeteceğini sandı Hak-İş’in baştan çark etmesi ve Türk-İş’in sonradan yan çizeceğinin belli olması Başbakan’a aşırı bir güven verdi. DİSK ve KESK’in tek başlarına bir şey yapamayacağını sandı. 4 Solun gücünü küçümsedi DİSK ve KESK’ten çekinmeyen Başbakan, solu da ciddi bir siyasal ve toplumsal aktör olarak görmedi. Çünkü Erdoğan “duvarlarla birlikte sol da yıkıldı” diye düşünenler arasında yer alıyor. Üstelik, her ne kadar İslamcı hareketten gelse ve solun birçok yöntem ve argümanını kullansa da, genlerinde sağcılık var. Buna bağlı olarak sol, işçi hareketi vb. söz konusu olduğu zaman Soğuk Savaş refleksleriyle hareket ediyor. 5 1 Mayıs ve Taksim’in önemini anlayamadı Sola küçümseyerek ve sağcı bir perspektiften baktığı için ne 1 Mayıs’a, ne de o... Devamı